28 Aralık 2015 Pazartesi

" ADAM - - KADMON " ..M E ..

E-KOC.ORG|EKLEYEN: DİDEM DELİGÖNÜL































































































,, DAViD- BOWiE-i le- ilgili,,
yazdıklarımdan sonra ,,
/(the man- who sold the world ),,
,,
/( ki David Bowie- ZiGGY--STARDUST- tiplemesini,
bir başka rock ' çının hayatından, v e
imajından alarak- geliştirmiş ,,)
,,
B U- " ADAM- KADMON- ,, TiPLEMESi,,
yapan- K i Ş i, /(ADAM), i l e,
karşı karşıya gelince,,
K E N D i M i- gördüğümü sandım,
A Y N A D A ..
,,
,,
..
..n o t :
AĞZIMI- Başkalarına, göstermeme, inancına,
sapmıştım, 21, yaşımda , i k e n ..
,,Hatta , g i d i p- ÇÖLDE - B E D E V i, m i,
olayım, kuzey Afrika -Çöllerinde ..
d i y e- d e- düşünmeden,
edememişken ..






































Murat Oktay DanisLeyla Yucel'in fotoğrafını paylaştı.
1 saat
H A Z A R- S Ö Z L Ü Ğ Ü,,
,,
nü- öğrenince i ç i n e- düştüm ..
,,
..Tüm yapmakta olduklarıma, 
V E- olmakta- o l d u k l a r ı m a,,
bir, A D,
ararken-
- B E N i- içine - Y U T T U ..
,,
,,
..
..
n o t :
A D A M- KADMON, olmaya kalkışmış, olmak,,
t ü m- bir hayat serüvenini, içine d e,
yutacakken ..
n o t :
aşağıdaki- sözler- özellikle- benim içine sürüklendiğim,
DÜŞ- AVCILIĞININ, d a, tanımlanmasını ,,
çerçevelenmesini, i ç e r m e k t e ..
:
,,insan-
- D E L i- olmaktan, nasıl- kurtulur ..
,,-SÜRÜKLENDiĞi- i ş i n- ,, t ü m ü , i l e-
-kendisinin -uğraşmadığını,
bulabildiğinde ..
/( H i Ç- değilse- yaptığı işin,
bir A D I; V a r d ı r- BU- YER- YÜZÜNDE ..
hazar sözlüğü, hazarlarda çok güçlü bir dinsel tarikat olan düşavcılarının günlüklerini bir araya getirir. bu düşavcılarının amacı, her uyanışın, düşlerin serbest kalmaları akışı içinde bir aşamadan başka bir şey olmadığını anlamaktır. kendi gündüzünün bir başkasının gecesinden başka bir şey olmadığını, iki gözünün bir başkası için tek bir göze eşdeğer olduğunu anlayacak olan, düşten çıkar gibi kendi gerçeğinden çıkmasına, insanın gerçek içinde olduğundan daha uyanık olduğu bir durumu tanımasına olanak veren gerçek uyanışı sağlayan biricik gündüzün yolunu izleyecektir. bu sözlük onlar için bir tür kutsal kitap’ tır. çeşitli erkek ve kadın biyografilerinden oluşan hazar sözlüğü bir tek kişinin –adem kadmon diye adlandırılan kişinin– mozaik portresini oluşturur. hazarlar insan düşlerinde hem erkek hem de kadın olan ilk insanı, ilksel adem kadmon’ u aradıkları bazı harfler gördüler. her insana alfabenin bir harfinin denk düştüğüne, bu harflerin her birinin adem kadmon’ u dünyadaki bedeninin bir parçasını temsil ettiğine ve bu harflerin adem’ in bedenine hayat vermek amacıyla insan düşlerinde bir araya geldiklerine inanıyorlardı. hazarlar, geleceği zamanda değil mekanda tasarlıyorlardı. tapınakları kesin ve önceden belirlenmiş bir düzeneğe göre inşa edilmiştir. aralarında bağ kurulursa, adem ruhani' nin imajı, üçüncü melek, hazar prensesinin tarikatının simgesi çıkar ortaya. hazarlarda düş avcıları bir düşten öbürüne dolaşırlar ve hazarlar da bunları bir köyden ötekine izleyebilirler. prenses ateh' in tarikatının din adamları bunların peşinde düşten düşe dolaşırlar; ayrıntılı ölümleriyle, peygamberlerin ya da azizlerin yaşam öyküleri gibi hayatlarını kaleme alır bunların.
Leyla Yucel
3 saat
1996'da Mitos'un dişil baskısıni yeniden okumak ... 20 yıl sonra bir kitaba dönmek.
polonyalı matbaacı ioannes daubmannus tarafından prusya' da 1691 yılında lehçe\latince (arapça, ibranice, yunanca, sırpça) dillerinde, hazar sorunu üzerine hristiyan kaynaklarından alınmış bir abece kitabı, islam kaynaklı, bir eski ve az bilinen sözcükler sözlüğü, yahudi kaynaklı ibrani el yazmaları ve geleneklerinden oluşmuş metinlerle bir elifbe kitabının birleşimine sahip lexicon cosri ismiyle yayımlanmış sözlük.
hazar sözlüğünde irdelenen olay, is 8. ya da 9. yüzyılda geçmiştir. bu olay özel litaratürde "hazar tartışması olarak bilinir. hazar tartışması şöyle olmuştur : "hazar kağanının sarayında bir müslüman din adamı, bir hıristiyan filozof ve yahudi bir haham arasında geçen, hazarların da kaderini belirleyen din değiştirme olayına vasıl olan tartışma şu şekilde gerçekleşmiştir: "hazar önderi, kendisine "tanrı niyetlerini onaylıyorsa da eylemlerini reddediyor." diyen bir meleği gördüğü bir düş görmüş. daha sonra bu düşünü yorumlamaları için uzak ülkelerden üç bilge kişi getirtmiş. olay hazar devleti için önemliymiş. çünkü kağan, halkıyla birlikte, düşünü en akla yakın biçimde yorumlayacak olan bilgenin inancını benimsemeye karar vermişmiş. bazı kaynaklar kağanın bu kararı aldığı gün, kafasındaki saçların yok olduğunu, kendisinin de bunu bildiğini, ama bir şeyin onu devam etmeye zorladığını söyler. böylece üç yetkili, kağanın yazlık konutunda buluşurlar. bir müslüman derviş (farabi ibn kurra), bir yahudi haham (sangari) ve bir hristiyan papaz (aziz kiril). kağan herbirinie tuzdan bir bıçak verir ve tartışmaya başlarlar. bu tartışmalara, hazarların prensesi, ateh' de katılmıştır. kağan, prenses ateh' in babası mıdır, kocası mıdır, kardeşi midir belli değildir. üç bilgenin görüşleri, üç ayrı dinin dogmaları üzerine oturtulmuş tartışmaları, "hazar tartışmasının aktörleri ve sonucu, büyük bir merak uyandırır ve, olay ve sonuçları, galipler ve mağluplar üzerine çelişkili yargılar doğurur. hazarların çok uzun süre önce kaybolmuş olmalarına karşın, hazar tartışması yüzyıllardır ibrani, hristiyan ve islam çevrelerinde tartışmalara yol açmıştır.
hazarlar, arapça "hazar", çince "k'osa", türk kökenli bir halkın adıdır. bu ad türkçe kazmak (dolaşmak, göç etmek) ya da kuz (bir dağın kuzey yamacı, kuytu) sözcüğünden gelir. hazarlar, güçlü ve bağımsız bir kavim, savaşçı ve göçebe bir halktır; belirsiz bir tarihte doğudan gelmişler, tehlikeli bir sessizlik içinde büyüyüp gelişmişlerdir. 7. ve 10. yüzyıllar arasında hazar denizi ve karadeniz arasındaki bir bölgede yaşadılar. onları getiren rüzgarların erkek, hiçbir zaman yağmur getirmeyen rüzgarlar olduğu biliniyor. - üzerlerinde ot biten rüzgarlar, gökyüzünde sakal gibi taşıdıkları bir ot. hazarların bugün, soylarını bize bildireek bütün izler kaybolmuş olduğundan kökenleri bilinmemektedir. hazarlar bizim bilmediğimiz kendi dinlerinden, bugün olduğu gibi o zamanda da inanılan üç dinden birine (hangisi olduğu bilinmiyor) döndüklten sonra - yahudilik, islam ve hristiyanlık - kayboldular. devletlerinin çökmesinden sonra hazarların adından hemen hemen hiç söz edilmediğini söylemek mümkündür.
hazar sözlüğü, hazarlarda çok güçlü bir dinsel tarikat olan düşavcılarının günlüklerini bir araya getirir. bu düşavcılarının amacı, her uyanışın, düşlerin serbest kalmaları akışı içinde bir aşamadan başka bir şey olmadığını anlamaktır. kendi gündüzünün bir başkasının gecesinden başka bir şey olmadığını, iki gözünün bir başkası için tek bir göze eşdeğer olduğunu anlayacak olan, düşten çıkar gibi kendi gerçeğinden çıkmasına, insanın gerçek içinde olduğundan daha uyanık olduğu bir durumu tanımasına olanak veren gerçek uyanışı sağlayan biricik gündüzün yolunu izleyecektir. bu sözlük onlar için bir tür kutsal kitap’ tır. çeşitli erkek ve kadın biyografilerinden oluşan hazar sözlüğü bir tek kişinin –adem kadmon diye adlandırılan kişinin– mozaik portresini oluşturur. hazarlar insan düşlerinde hem erkek hem de kadın olan ilk insanı, ilksel adem kadmon’ u aradıkları bazı harfler gördüler. her insana alfabenin bir harfinin denk düştüğüne, bu harflerin her birinin adem kadmon’ u dünyadaki bedeninin bir parçasını temsil ettiğine ve bu harflerin adem’ in bedenine hayat vermek amacıyla insan düşlerinde bir araya geldiklerine inanıyorlardı. hazarlar, geleceği zamanda değil mekanda tasarlıyorlardı. tapınakları kesin ve önceden belirlenmiş bir düzeneğe göre inşa edilmiştir. aralarında bağ kurulursa, adem ruhani' nin imajı, üçüncü melek, hazar prensesinin tarikatının simgesi çıkar ortaya. hazarlarda düş avcıları bir düşten öbürüne dolaşırlar ve hazarlar da bunları bir köyden ötekine izleyebilirler. prenses ateh' in tarikatının din adamları bunların peşinde düşten düşe dolaşırlar; ayrıntılı ölümleriyle, peygamberlerin ya da azizlerin yaşam öyküleri gibi hayatlarını kaleme alır bunların.
selanikli metody, hazar tartışmasının hristiyan tarihçisidir. ispanyalı el bekri’ de tartışmanın arap tarihçisidir. tartışmanın yahudi tarihçisi ise yehuda halevi' dir. üçünün hazar tartışmasını izlediği ve sonunda her birinin kendi bakış açısından hazar tartışmalarını değerlendirerek yazdığı düşünülüyor. yazıldıklarından bu yana şansı yaver gitmeyen hazar sözlüğünü oluşturan metinlerin yüzyıllar içerisinde, kaybolan parçaları ve yanlış aktarımları sonucu uğradığı değişim, ve toplanarak basılmasından sonraki - gerek engizisyonun sansürlemesiyle ve gerek toplatıp yakmasıyla başına gelen - değişimi oldukça aşikardır.
üzerinden geçen kuşaklarla unutulmaya yüz tutmuş sözlüğün tekrar oluşturulması ise 17. yüzyılda olmuştur. burada sözlüğü tekrar bir araya getirenlerden bahsetmek gerekir. bunlardan hristiyan olan avram brankoviç' tir. edirne’ de ve istanbul bab – ı alisi nezdinde ücretli diplomatlık, avusturya – türk savaşları sırasında komutanlık yapmış, çeşitli tarih konuları yazarı ve bilgedir. kendisi hakkında sadece, nikon sevast ve teoksist nikolsi adındaki iki uşağının ve uşağı ve aynı zamanda eskrim hocası olan averkiye skila' nın anlattıkları dışında pek bilinen bir şey yoktur. bir araştırmacı ve düş avcısı olan brankoviç, adem' i arıyordu.ve bu çok gizli süreçte kendisine, sadece sevast ve nikolski eşlik ediyorlardı.
bu araştırmacılardan müslüman olanı ise mesudi' dir. mesudi anadolulu bir ailenin çocuğudur. ünlü bir lavtacıdır. çalgı çalmayı kendisine bir kadının, müzik aletinde telleri tersine yerleştiren solak bir kadının öğrettiği söylenir. anadolulu lavtacıların 17. ve 18. yüzyıllarda uyguladıkları parmak basışının onun eseri olduğu kanıtlanmıştır.
araştırmacılardan yahudi olanı samuel kohen' dir. kohen, uzun boylu, kırmızı yüzlü, genç olmasına ragmen bıyığının yarısı gümüş renginde biri olarak tarif edilebilir. 1689'da doğduğu kentten kovulmuştur. konstantinopolis yolunda ölmüştür, koma uykusuna dalıp bir daha da uyanamamıştr.
bu üç araştırmacının sözlüğün peşinde, birbirilerini arayarak geçen hikayelerine de değinecek olursak;
avram brankoviç : brankoviç ayda bir gittiği galata' da oturan, kendisine eski bir usülle ve çok yavaş hareketlerle kağıtlardan geleceğini okuyan bir falcı kadına gider. kadının evinde brankoviç' e yarılmış bir masa vardır ve rüzgarın her yön değiştirdiğinde, kadın masaya yeni bie kağıt atar. bunun ne çeşit bir kağıt olduğu esecek olan rüzgara bağlıdır ve yıllardan beri böyle sürüp gider bu iş. geçen paskalya' da, brankoviç, evin eşiğini henüz geçerken, güney rüzgarları esmeye başlar ve falcı kadın kir avram' a yeni kehanetlerde bulunur :
"bıyığının yarısı gümüş renginde bir adamı düşlüyorsunuz. genç, saçları kızıl ve tırnakları da camdan bu adamın, konstantinopolis' e doğru yöneliyor ve yakında ikiniz karşılaşacaksınız . . . ." der.
katibi nikon sevast’ ın dediğine göre;
"brankoviç, her gece, kitapları, koleksiyonları ve haritalarıyla çalışır. hazarların – eskiden karadeniz kıyılarında kaybolmuş olan ve ölülerini kayıklara gömen bir halk – din değiştirmesi üstüne bir sözlüğün hazırlanmasına büyük özen gösterir. bir tür biyografi derlemesi bu, birkaç yüzyıl önce hazarların hristiyanlığı kabul etmelerinde payı olanların ve daha sonra olayla ilgili notlar bırakmış başka kişilerin listesinden oluşmuş bir çalışma yapmaktadır. brankoviç, kağanın sarayındaki hazarların din değiştirme tartışmasına katılmış olan yahudi ve arap temsilcilerini sözlüğe alabilme konusunda büyük güçlüklerle karşılaşmıştır.
brankoviç' in geleceğinin temeli olan hazar sözlüğüyle ilgili projelerinde iki anahtar kişi yer almaktadır. bunlardan birisi de adını bile bilmediği, ve hiç görüşmediği yalnızca düşlerinde gördüğü, kuros adını taktığı kişidir. brankoviç bir gün onunla karşılaşma umutları içindedir ve onun yardımıyla, çok önem verdiği bir şeyi öğreneceğine ve gerçekleştireceğine inanmaktadır. brankoviç, bu düşlerden bıkmış bir şekilde, kuros' u bularak bu düşlerinden kurtulmayı ve iyileşmeyi düşünmektedir. onun için kölelikten kurtulmanın tek yolu bu yabancıyı bulmaktır. daha sonraları brankoviç, yıllarca türklere karşı macarların yanında savaşmış bir aileye dahil biri olarak, tuna boylarına savaşa gitmiştir. gidecekleri gün, bir düş avcısı olan türk uşağı mesudi, ona, aradığı kişinin isminin samuel kohen olduğunu söylemiştir. savaşın içerisindeyken ölümü üzerine notları averkiya skila almıştır. skila, kurşun yağmuru altında, zar atan mesudi' yle nikon sevast gibi ve uyuyan brankoviç gibi hedef olarak kalmaktansa, saklanmayı tercih etti. sonuçta onların nedenleri kendininkinden güçlüydü. skila saklandıktan sonra, "türk atlıları, bizim bulunduğumuz siperde ortaya çıktılar aniden ve ölülere bakan ama canlılara bakmayan trebiştineli sabliak paşa tarafından çok yakından izlenerek, hareket eden her şeyi ikiye bölmeye başladılar. arkalarından solgun bir genç adam geldi savaş alanına, yarı yarıya yaşlanmış gibi, bıyığının yarısı gümüş rengindeydi bu adamın. uykudaki brankoviç' in yeleğine, üstünde tek gözlü bir kartal bulunan brankoviçlerin arması işlenmişti. bir türk askeri, mızrağını işlenmiş kuşa o kadar kuvvetli bir şekilde sapladı ki, mızrağın demirinin brankoviç' in gögsünü delip geçtikten sonra altındaki taşa vurduğu işitildi. brankoviç tek kelime söylemeden yıkılınca aynı anda genç adam da*, gölgesi içinde dimdik, brankoviç' in bakışıyla biçilmiş gibi yıkıldı ve çantası omzundan yere düştü." paşa, kohen öldü mü ? diye sordu. o anda mesudi, arapça olarak şunları söyledi : "eğer adı kohen' se onu vuran kurşun değil, uykudur" dedi. söylediklerini gerçek olduğu doğrulandı ve bu tuhaf sözler yaşamını bir gün daha uzattı.
samuel kohen : kohen, uzun zamandan beridir kudüs' ü ziyaret etmek isteyen biridir. kohen' in, " hazar düş avcıları gibi, düşlere hapolmuş tanrısal kıvılcımları çıkarmak için dünyanın karanlık yüzündeki bölgelere dalıyorum. ama kendi ruhum da oraya hapsolabilir. benim topladığım ve benden öncekilerin toplamış olduğu harflerle bir kitap hazırlıyorum; hazar düşavcılarının dediği gibi adem kadmon' un dünyadaki bedenini oluşturacaktır bu kitap" dediği bilinmektedir. belki de bu dünyada başka bir yerde, yehuda halevi' nin yaptığı gibi hazarlar üstüne belge toplayan ve bir kaynak derlemesi ya da benim gibi bir sözlük hazırlayan biri daha vardır" diyordu kohen. "bu belki de bizim dinimizden olmayan biri, bir hristiyan ya da müslümandır. bu dünyada belki de benim kendilerini aradığım gibi, beni arıyorlar belki ve benim bildiklerimi bilmek istiyorlar, çünkü benim gerçeğim bir sırsır onlar için, tıpkı onların gerçeğinin benim sorularımın gizli bir cevabı olması gibi. gerçekten de düş, gerçeğin altmışıncı bölümündan başka birşey değildir. kendimi orada, buradakinden bambaşka biri gibi görerek - usta bir binici ve hızlı bir kılıç ustası, hafif topllayan, başka dinden biri - konstantinapolis'i boşuna düşlemiyorum belki de. talmutta şunlar yazılıdır . gidip üçüne birden yorumlatsın düşünü!" ama benim durumumda kimdir bu üçü ? benden başka, hazarlar üstüne hristiyan araştırmacı ve üçüncüsü de müslüman değil midir ? ruhlarımda bir yerine üç din mi vardır ? ruhlarımdan ikisi cehenneme, üçüncüsü de cennete mi gidecektir ? ya da dünyanın yaratılışı kitabını okur gibi, bir yeterli olmadığından üçüne birden mi başlamak gerekir ? onlar belki de üçüncüyü ararken, benim öbür ikisini aramam normal midir ? bilmiyorum. ama benim kişisel deneyimim üç ruhumun içimde mücadele ettilerini açıkladı bana. bunlardan biri hala kılıcıyla konstantinapolis' tedir. ikincisi duraksar, ağlar ve lavta çalar, üçüncüsü de bana düşmandır. sesi çıkmamaktadır onun ya da bana kadar ulaşmamaktaydı henüz. bu nedenle ben yalnızca birincisini, kılıçlı olanı düşlüyorum ve ikincisini, lavta çalanı düşlemiyorum. çünkü rabbi hisda şöyle diyor : 'yorumlanmamış bir düş okunmayan bir harf gibidir, ' oysa ben tersini söylüyorum bunun : 'okunmamış bir harf düşlenmemiş bir düş gibidir.' hiçbir zaman almadığım, hatta düşlememiş olduğum kaç düş gönderilmiştir bana ? bilmiyorum, ama ruhlarımdan birinin, uyuyan birisinin yüzüne bakarak başka bir ruhun kökenini tanıyabileceklerinden eminim. ruhumun çeşitli bölümlerinin başka insani yaratıklar arasında, develer arasında, taşlar ve bitkiler arasında dolaşabileceğini hissediyorum." demiştir. kohen son zamanlarında düşünde zamanın kıyısında bir kent görüyordu. kısa zaman sonra düşlerinin kentinin, kutsal kent saydığı kudüs değil, daha ziyade konstantinopolis olduğunu anladı. atlar için şahane peruklar yapan kohen, kendini bir süre sonra, namını duyan triştineli sabliak paşa' nın hizmetinde, paşa' nın denize bakan at mezarlığının bakımını sağlarken buldu. bayram günlerinde ya sa seferde paşa' nın atlarının başına konan peruklar örüyordu. bu arada, hazar sözlüğü araştırmaları nedeniyle kentten kovuldu. düşlerinin kenti konstantinopolis' e gitmek için yola çıkacakken birden trebiştineli sabriad paşa' nın ordugahında buldu kendini. paşa, bu sırada eflak üzerine bir sefere hazırlanmaktaydı. paşa, içinde kohen' in de bulunduğu askerleiyle kuzeye doğru gitti ve topları hazırlatıp saldırı emrini verdi. askerler sırp mevzilerine saldırdılar; kohen kılıç yerine, bir çanta taşıyordu. üç adamın olduğu bir sipere vardıklarında, iki askerin * onlara hiç bakmadan zar attığını gördüler. onların yanında bir çadırın önünde gösterişli kıyafetleriyle avram brankoviç yatıyordu. kohen' le ilgili son bilgi ise, son uykusuyla ilgili bir rapordur; dönüşü olmayan bir biçimde derin bir denize gömülür gibi ağır ve derin bir koma durumudur bu uyku. kohen, mesudi' nin dediğine göre; kendi ölümünde uyanana kadar, brankoviç' in ölümünü görmüştür.
mesudi: bir lavtacı olan mesudi, bir gün tüm ailesinin öldüğünü düşlerinde görmeye başlar. bir dervişe başvurur, dervişin verdiği cevap onu tatmin etmeyince bir düş avcısına danışmaya karar verir. kendisine, düş avcılarının artık seyrekleştiği, eskiden çok daha az görüldüğü, kökenleri ve sanatları tümüyle hazar kavminden geldiğinden, batıya değil de doğuya doğru gittiği takdirde bunlardan birine rastlama şansının daha fazla olduğu ve bu kavmin, eskiden kara bir otun bittiği kafkasya dağlarında yaşadığı söylenir. mesudi, lavtasını alıp, yola çıkar. mesudi' nin düş avcıları avı böylece başlamış olur. bir gece bir adam uyandırır kendisini. değişken gözlü, gözleri beyaz şarap rengine dönüşmüş bir kadını aradığını söyler ihtiyar. mesudi bu kadını düşünde gördüğünü ve onun öldüğünü söyler. "düşümde gözlerimin önünde öldü, ikinci karımdı benim. göbeğinde bir mumla yatıyordu, çenesi kendi saçlarıyla bağlanmıştı." der. o zaman ihtiyar ağlamaya başlar ve kırık bir sesle şunları söyler : "ölmüş! peki basra' dan beri onun peşine düşmüş olan ben ! varlığı bir düşten ötekine dolaşıp duruyor ve ben, üç yıldan beri, onu düşümde görenleri arıyorum."
bu sırada, mesudi aradığı kişiyi bulduğunu anlar. "çok uzun zamandan beri karısını izleyebilmiş düşavcısı mınız siz?" diye sorar. ihtiyar asıl düşavcısının mesudi olduğunu ve kendisinin ise bu sanatın bir hayranı olduğunu söyler. mesudi bir düş avcısı olduğunu anlar. ve sanatıyla iligili ihtiyarın söylediklerinin peşinde, düş avcılarına dair bilinebilecek herşeyi keşfeder. ihtiyar yazılı ve sözlü kaynaklardan doğru yararlanıldığı takdirde bu sanatın öğrenilebileceğini söyler. en iyi düş avcılarının hazarlar olduğunu, ama uzun zamandan beridir kaybolduklarını söyler. ihtiyar mesudi' ye, en ünlü avcıların ve yakalamış oldukları avların biyografileri de dahil olmak üzere bu sanatla ilgili her şey, düşavcılarının koruyucusu hazar prensesi ateh' in isteğiyle yapılmış bir hazar sözlüğü biçiminde bir kitap verir. söylediğine göre, prenses ateh' in yazdığı orjinal metin, halife mustancid zamanında yakılmıştır. mesudiye verdiğinin bu sözlüğün arapça versiyonu olduğunu söyler. bir daha da lavta çalmaması üzerine bir şeyler söyler. mesudi, lavta çalmayı bırakır. oturur ve kendisine verilen sözlükte toplanmış olan hazarlarla ilgili bütün notları okur. sonraki süreçte, "günün birinde, hazar sorunu üstüne üç düşavcısıyla ilgili üç hikayenin biraraya getirileceği ve böylelikle bizi bu konuda gerçeğe ulaştıracak olan bir sözlük ya da bir ansiklopedi hazırlamak mümkün olacak mı ? "sorusunun peşine düşer. hazar sözlüğünün belirli yerlerinde, hazar tartışmasının hristiyan ve yahudi katılımcılarının adları ve biyografileriyle, alfabetik sıraya sokulmuş maddeleri olacaktı; bu maddelerde, bu tartışmanın yahud ve hristiyan taraflarının diğer tarihçileriyle ilgili bilgiler yer alacaktı. yoksa, bedenini bölümleri eksikse nasıl yaratılacaktı adem ruhani ? der. rebiyülahır ayında ve üçüncü cuma sırasında mesudi gözlerini ilk kez başkasının düşlerinde açar. bıyığının yarısı gümüş renginde bir adam* görür düşünde. mesudi bir düşten ötekine düşündeki adamı, karadeniz boyunca aramaya başlar. bu süreç içerisinde, yaşadığı bütün ayrıntıları hazar sözlüğüne kaydeder. bir gün düşlerinde liber corsi' yi okuyan kohen' i görür. daha sonraki süreçte, kente saldığı çığırtkanlardan biri ona düşçü bir kadın bulduklarını söyler. düşçü kadın ona rüyasında gördüğü adamın kohen olduğunu söyler. mesudi kadından düşünde kohen' i görmesini ister. kadın düşünde kohen'i "intentio tua grata et accepta est creatroi, esd opera tua non sunt acepta" (yaratıcı, niyetini doğru ve kabul edilebilir buluyor ama eylemlerini böyle görmüyor) cümlesini söylerken görür. ve o an yolculuğunun bittiğini anlar. düşçü kadından daha önce öğrenmiş olduğu şeylerden çok daha fazlasını öğrenmenin hoşnutluğuyla devesini eyerler ve konstantinopolis' e doğru yollanır. mesudi, bir gün bir kervansaraya' da yatağa uzanmışken, yan odada birinin lavta çaldığını duyar. bu adam, mesudi' nin anlamadığı tarzda mükemmel bir parmak basış tarzı uyguluyordu. bu adam cabir ibn akşani isimli bir şeytandı. mesudi, akşani'nin söyledikleri üzerine hazar sözlüğünü ve gezgin yahudi ile ilgili notlar almayı bırakır. avında, -akşani' den öğrendiği üzere,- ölümün gerçekliği üstüne bir el kitabı gibi ihtiyacı olmasaydı, kahveye daldırdığı kalemiyle yazarak kararttığı sayfaları ve bunların bulunduğu çantayı atacaktı. böylelikle sürek avını, bir başka amaçla yine aynı avla sürdürdü. aradığı iki kişiden birinin kohen olduğunu anlar. mesudi kohen' in kaonstantinopolis' e gideceğini biliyordu. şimdi önemli olan, kohen' i kentler kenti konstantinopolis' te nasıl bulabileceğini bilmesiydi. ama mesudi onu orada aramak zorunda kalmayacaktı; bir başkası bulacaktı onu, mesudi için. kohen' i düşleyenin yerini saptamak yeterliydi. ve bu üçüncü kişi, iyi düşünüldüğünde, tek kişi olabilirdi yalnızca. mesuda' nin zaten hissettiği kişi. mesudi uzun zamandan beri, dünyada, kendisinden başka hazar sorunu üstüne arap kaynaklarıyla ilgilenen en az iki kişi daha olduğunu düşünüyordu. biri, kohen, hazarların din değiştirmesi üstüne ibrani kaynaklarını inceliyordu, şimdilik adı bilinmeyen öbürüyse * hiç kuşkusuz hristiyan kaynaklarını inceliyordu. şimdi bu üçüncü adamın peşine düşmesi gerekiyordu; bu adam belki bir bizanslıydı ya da hazarlarla ilgilenen bir hristiyandı. kesinlikle kohen' i konstinopolis' te de arayacağı kişi buydu. bulmak zorunda olduğu üçüncü kişi de bu adamdı. mesudi konstantinopolis' e şaban ayının kavurucu sıcağı içinde girdi ve büyük pazarda hazar sözlüğü' nün tomarlarından birini satışa çıkardı. tek önderi, efendisi adına teoktist nikolski adında bizanslı bir keşişten geldi. keşiş fiyatını sormadan elyazmasını satın aldı ve hemen elinde başka nüshalar bulunup bulunmadığını sordu ona. mesudi amaca ulaşmakta olduğunu ve karşısındaki kişinin aradığı, kohen'i düşleyen ve mesudi' ye onu yakalması için yem işlevi görecek olan üçüncü kişi olduğunu anladı. çünkü kohen hiç kuşkusuz onun için geliyordu konstantinapolis' e. mesudi' nin çantasından çıkarılmış hazar tomarının zengin müşterisi, konstantinopolis' te osmanlı devleti nezdinde ilgiltere elçisi hesabına çalışan bir diplomattı ve adı da avram brankoviç' ti. mesudi ondan iş istedi ve uşak olarak işe alındı. mesudi daha geldiği sabahtan başlayarak gözetlemek için brankoviç' in düşünü kullanmaya başladı. brankoviç' in düşünde kohen, sırayla bir ata ve bir deveye biniyordu, ispanyolca konuşuyordu ve konstantinapolis' e yaklaşıyordu. mesudi ilk kez birinin güpegündüz kohen' idüşlediğini görüyordu. brankoviç ve kohen' in sırayla birbirlerini düşledikleri açıktı. böylece çember kapanıyor ve karar saati yaklaşıyordu. mesudi, brankoviç' in iki oğlu olduğunu öğrendi ve bu ona yetti. gerisi amana ve sabra kalıyor, diye düşünüyordu. ve bu süreç içerisinde bildiği tüm şeyleri unuttu ve bir akşam brankoviç' in hizmetçilerinden biri sözlüğünü ateşe attığında çok fazla üzülmedi. ve işte o zaman beklenmedik bir olay oldu. brankoviç, geriye doğru, başından kuyruğuna doğru uçmayı bilen yeşil ağaçkakakn gibi şevval ayının son cuma günü konstantinapolis' i terk etti. diplomatlık görevini bıraktı ve maiyeti ve uşaklarıyla * * * * kladovo' ya, prens badenski' nin avusturya ordugahına gittiler ve brankoviç onun emrine girdi. öte yandan mesudi, artık ne düşüneceğini, ne yapacağını bilemiyordu, çünkü yahudisi kladovo' ya değil konstantinapolis' e doğru ilerliyordu ve bu da onun planlarını altüst ediyordu. mesudi tuna' nın kıyısında otururken, düşünde gördüğü palmiyenin düşlediği suyun sesini tanıdı. ve bu herşeyin yolunda olduğunu ve yolculuğun burada, tuna nehri kıyısında biteceğinin işareti oldu. günlerce brankoviç' in katiplerinden biriyle* zar attı. katip sürekli kaybediyordu ama oyunu bırakmak istemiyordu, türk topcuları siperleri altüst ettiğinde bile yitirdiklerini yeniden kazanma umudu içindeydi. öte yandan mesudi' de, tekrar kohen'i düşleyen brankoviç' i terk etmek istemiyordu. mesudi şimdi, kohen' i, brankoviç' in düşünde akan bir ırmak şırıltısı içinde ata binerken görüyordu. ve mesudi bu şırıltının, gerçekte işitilebileceği şekliyle tuna' nın şırıltısı olduğunu biliyordu. o sırada bir esinti üzerine çamur sıçrattı ve vaktin gelmiş olduğunu hissetti. zar atarken sidik kokan bir türk suvari birliği siperlerine girdi ve yeniçeriler atraftaki herkesi öldürürken mesudi onların arasında, faltaşı açılmış gözleriyle bıyığının yarısı gümüş rengindeki adamı arıyordu. mesudi kohen'i başkalarının düşlerinde avladığı şekliyle buldu. - kızıl saçlı, omzunda çantasıyla, gümüş rengi bıyığının altından hafifçe gülümseyen, küçük adımlarla ilerlerken. bu sırada askerler katip nikon sevast' ı ikiye biçtiler. uyuyan brankoviç' i süngüyle delik deşik ettiler. ve mesudi' nin üstüne gittiler. kohen kurtardı onu. brankoviç' i fark eden kohen yere düştü ve çantasındaki kağıtlar etrafa saçıldı. mesudi, kohen' in hiçbir zaman uyanamayacağı derin uykusuna daldığını anladı. ' kohen öldü mü ? ' diye soran paşaya; "hayır, uyudu" diye arapça cevap veren mesudi' nin yaşamı bir gün daha uzatıldı. mesudi, paşaya, brankoviç' in ölmünün düşünü gören kohen' in düşünü izleyebilmesi için hayatının sabaha dek bağışlanması için yalvarıyordu. paşa, "öbürü * uyanıncaya kadar yaşamasına izin verin" dedi. ve askerler kohen' in uyuan bedenini mesudi' nin sırtına yüklediler. kohen brankoviç' i düşlüyordu, bu mesudi' de bir değil iki kişi taşıyormuş gibi bir duygu uyandırdı. sırtındaki genç adam, düşünde, uyanık olduğu her zamanki gibi brankoviç' i görüyordu, çünkü kohen' in düşü hala brankovi' in gerçeğiydi. eğer brankoviç süngüyle delik deişk olmuş bedeniyle uyanmış olmasaydı sorun kalmayacaktı; ölümde uyku yoktur. mesudi için cabir ibn akşani' nin sözünü ettiği fırsattı bu. kohen' in düşünü avlıyordu, kohen' se bu sırada, brankoviç' in, daha önce nasıl yaşamını düşlemişse, öyle ölümünü düşlüyordu. mesudi bütün geceyi kohen' in düşlerinin peşinde geçirdi. ve söylentiye göre, brankoviç' in kendisinin de gördüğü gibi, ölümünü gördü onun. sabahın erken saatinde, kaşları beyazlamıştı, kulakları titriyordu ve tırnakları uzundu ve pis kokuyordu. o kadar hızlı düşünüyordu ki; kendisini bir çırpıda ikiye biçen adamı fark etmedi bile. kılıç darbesinden sonra, yılan gibi kıvrılmış bir yarık açık kaldı öylece, anlaşılmaz bir sözcük söyleyen, etin haykırışını anlatan bir ağız gibi. kılıcın açtığı müthiş yarığı görmüş olanların, onu hiçbir zaman unutmamış oldukları söylenir ve onu anımsayanlar da, averkiya skila adında birinin yazdığı ve en ünlü vuruşları tanıttığı "kılıçla en güzel imzalar" adlı kitapta, gördüklerini söylerler.
hazar sözlüğü’ nü oluşturan ‘ hazar mektupları’ 1577 yılından beri biliniyordu. ancak hazar sözlüğü’ nün ilk versiyonu 1660’ da ‘kitabü’l – hazari’ (liber corsi) adıyla ,hazar tartışmasının en önemli yahudi kronikçisi olan ve ispanya’ nın en ünlü 3 yahudi şairinden biri olan halevi yehuda tarafından yazılmıştır. daubmannus’ a göre halevi’ nin bu ilk sözlüğünün yorumcularından ve yazarlarından biri samuel kohen adında dubrovnikli bir yahudidir. halevi bu ilk sözlüğü arapça olarak kaleme almıştır. halevi’ nin ilk sözlüğünün ibranice çevirisi ise ancak 1506’ da yapılabilmiştir. daha sonra 1547 ve 1594’ te venedik’ te yayımlanan ibranice çeviri sansür tarafından saptırıldı. kitabın, sansürlü halini 1660’ da john buxtorf latinceye çevirdi ve kitaba hasday ibni şaprut’ un mektubunu ve hazar kralı yusuf’ un yanıtını da ekledi. kitap bu eklerden sonra ancak geniş kitlelerin dikkatini çekebildi.
sözlüğün peşinde koşan ve birbirlerini bulduklarında ölen, brankoviç, mesudi ve kohen' in trajik hikayesinden sonra, hazar sözlüğü, 17. yüzyılda yeniden oluşturulmasını sağlayan yazarlarından biri olan, avram brankoviç’ in katibi olan ve bir hristiyan kaynağına göre, avusturya ve türk orduları arasında bir savaşın geçtiği yerde hazarlar üzerine değişik kökenli elyazmalarını toplayan ve bunları ezberleyen, ortodoks keşiş ve aynı zamanda hattat teoktist nikolski' nin, daubmannus' a gelip ona bir sözlük basmak isteyip istemeyeceğini sormasıyla yeniden gündeme geldi. sözlüğü basmayı kabul etti daubmmanus. nikolski' nin ezberden okuduğu sözlüğü dikte etmeye başladı. ve bu böylece 7 gün sürdü. daubmannus, el yazmalarını okumadan dizgiciye gitti ve şunları söyledi: 'bilgi nazik ve hassas bir maldır, çabuk ekşir, tıpkı gelecek gibi.' sözlüğün klişeleri hazır olur olmaz, daubmannus zehirli mürekkeple ilk baskıyı yaptı ve hemen okumaya başladı. ve dokuzuncu sayfadaki verbum caro factum est ("kelam beden oldu") cümlesini okur okumaz öldü.
17. yüzyılda hazar sorununa duyulan ilgi, 1691’ de prusya’ da, daubmannus' un bu konu üstüne çok sayıda belgeyi toplayıp yayınlanmasıyla birdenbire canlandı. üç köşeli sikke örnekleri, eski yüzüklerdeki adlar, tuz küplerine kazılmış şekiller, diplomatik yazışmalar, arka planlarındaki başlıkları büyüteçle incelenen bütün bu kitapların yazar portreleri, casusların raporları, vasiyetler, kaybolan hazar dilini konuştuklarına inanılan karadeniz kıyıları papağanlarının sesleri, partisyonların üzerine yazılmış notların çözümlendiği müzikal temalı resimler ve hatta dövmeli bir insan derisi, ayrıca bizans, yahudi ve arap kaynaklı arşivler incelendi. tek kelimeyle 17. yüzyıl insanının hayalini yakınlık kurup hizmetine alabileceği her şeyden yararlanıldı. ve bütün bunlar bir sözlüğün iki kapağının arasında birayaya toplandı. daubmannus' un kitabı, bir kuşun bir odayı baştan başa geçmesi gibi hazar krallığı’ nın gökyüzünü şu ya da bu biçimde geçmiş kişilerin bir biyografi derlemesi niteliğindeydi. azizlerin ve hazar tartışmasının öteki katılımcılarının yaşamları ve yüzyıllar boyunca bu konuyu dile getiren ya da araştıran insanların yaşamları, her şeyin üç bölüme ayrılmış olduğu kitabın konusunu oluşturuyordu. sonuç olarak daubmannus hazar sorunu üstüne topladığı her şeyi, kalemleri kulak küpelerinde, ağızlarını mürekkep hokkası yapmış insanların, yüzyıllardan beri biriktirdiği ya da bozduğu bütün yazıları yayınladı.
daubmannus' un baskısını yaptığı ilk sözlüğün beşyüz nüshasından biri olan zehirli bir mürekkeple basılmış, altın bir kilidin koruduğu nüshaya kilidi gümüşten bir denetim nüshası eşlik ediyordu. 1692' de, engizisyon sözlüğün yayınını imha ettirdi. yalnızca zehirli nüsha ve ona eşlik eden gümüş kilitli nüsha kaldı. sansürden kurtulabilmişlerdi. böylelikle, yasak sözlüğü okumaya cesaret eden boyun eğmemiş ve inançsız insanlar, ölümcül bir tehlike karşısında buldular kendilerini. kitabı açan anında felçleniyor, kendi yüreği kendisine iğne gibi batıyordu.
denetim nüshası zehirli yapıtla birlikte okunduğu takdirde, ölümün yaklaştığı anın bilinmesine olanak veiryordu. bu denetim nüshasında aşağıdaki açıklama yer alıyordu :
"hiçbir acı duymadan uyandığınızda, biliniz ki artık canlılar dünyasında değilsiniz."
bir miras davasının, 18. yüzyılda dorfmer ailesinin miras davasının, belgeleri, sözlüğün "altın (zehirlenmiş) nüshasının bu prusya ailesinde kuşaktan kuşağa el değiştirdiğini kanıtlıyor. dorfmer ailesi, kendi içlerindeki ölümlerin, kitabın okunmasıyla alakasını hiç bir zaman çözememişlerdir. bir kaynağa göre, altın nüsha çok iğrenç bir biçimde tahrip olmuş. nüshanın son sahibi dorfmer ailesinden yaşlı biriymiş. hiç kitap okumayan bu adam, yağlı yiyeceklere tahammül edemediği için, hergün ailesinden gizli, hazar sözlüğünün bir yaprağını, yağının emmesi için çorba kasesine daldırıyormuş, sonra da atıyormuş kirlenen yaprağı. numarası çakılmadan önce de hazar sözlüğünü tahrip etmiş. aynı kaynak, kitabın, ihtiyarın çorbanın tadını bozacağından, kullanmak istemediği gravürlerle süslü olduğunu da belirtiyor. sözlüğün yalnızca bu illüstrasyonları sayfaları kurtarılabilmiştir ve bugün, bunları izlemiş olanların ilk ayak izlerinin de seçilmiş olmasıyla bulunmaları da mümkündür.
hazarlarla ilgili son olarak 1982' de, istanbul, ricmont otel' de yapılan "ortaçağda karadeniz kıyısı uygarlıkları" adlı konferansa, hristiyanlar adına, arkeolog, arapbilimci ve novi sad üniversitesi' nde profesör olan doktor isailo suk, müslümanlar adına arap ibranibilimci olan kahire üniversitesi' nde profesör olan muaviye ebu kebir, yahudiler adına da, bir slavbilimci olan ve kudüs üniversitesi' nde profesör olan doktor dorothea schultz katılır. ve son hazar sözlüğü' nün yazarı milorad paviç' e göre, brankoviç, 'doktor suk' olarak, mesudi, 'muaviye' olarak, kohen' de 'doktor schultz' olarak tekrar doğmuşlar ve bu tartışmaya katılmışlardır.
hazar sözlüğünün ikinci ve son versiyonunu yugoslavya' da 1984 yılında yazarı, milorad paviç, daubmannus' un 17. yüzyılda yararlanmış olduğu malzemenin güvenilir olmadığının, büyük bir bölümünün efsanelere dayandığının, düşte yenen yemek gibi bir şeyi düşündürdüğünün ve bir ağda tutulmuş olan ayrı çağların hayalleri olduğunun bütünüyle bilincinde olduğunu söylüyor ve ne olursa olsun, bu malzemenin, okuyucunun değerlendirmesine sunulduğunu, çünkü bu sözlüğün hazarlar üstüne modern bir görüş vermeyi amaçlamadığını; daubmannus' un kayıp baskısını yeniden oluşturmak için bir deneme olduğunu söylüyor.
en azından sözlükle ilgili son geldiğimiz noktada, sözlüğün günümüzdeki son baskısının yazarı milorad paviç okuyucuya kitabı okuduktan sonra, ölüme mahkum olmayacağı konusunda güvence veriyor ! *













Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
3 saat
,,E Ğ E R - -
E S K i - D E V i R L E R D E,,
yaşama- özgürlüğünüzü,
kullanacaksanız,,
,,
H i Ç B i R- Ş E Y E,,
Y A K I N- d a n- bakmayın..
..
..
..
..
n o t :
e n - kaliteli- camlardan-
- e n- hafif- SiLUETE- bir, uzak-gözlüğü,,
yaptırttım- k e n d i m e,,
,, takınca- her şeyin- çok-net- pırıl-pırıl- olduğu,,
..
ancak- - yakınına- gitmeyi, istemediğim, için,
bana- u z a k- olanların, , - u z a k l a r ı n - ,,
n e t -görünmelerini,
istemediğimden- b a n a ,,
kendilerini- y e r l e ş t i r i p- d e,,
g ö z l e r i m d e n- ,,
, TAKMAK-iSTEMiYORUM, O N U ..
/( ancak-MECBURiYET- olacaksa,,
bulunmalı-bu- gözlükler, d e.. ) ..
,,
/( y a - da bakınca değil d e ,
, ,, k e n d i- ayaklarımla- gidip,
yakınlaşmalıyım, o - u z a k l a r a,,
U Z A K L I K L A R A ,,
,,
v e - U Z A K L A R D A- olan, - Ş E Y L E R E ,
v e, nesnelere ..
,,
,,
,,n o t : söz gelimi- n e yapıyor- su-içinden yürüme
adeti- geliştirmiş,, s -EX, ç a ğ ı n ı n,
b u- yalanan- Z Ü R A F A -
-U Z U N- UZAK- BOYUNLUSU ..
,,
,,
..
/( benim- U Z A K L A R D A- BEKLETTiĞiM Zürafalarım-
,, B Ö Y L E- değillerken .. ) ,,
d i y e- B U Y U R D U,
benim- Z E R D Ü Ş' T Ü M ..
,,
,,
..





















,, " B U - ADAM- içimde - G i B i ",
birçok- i F A D E ' ' L E N D i R M E L E R i N D E ..
,,
,,
,,benim- k ı z - kardeşim- olmamasına, r a ğ m e n,,
,,nasıl b e n - z e ş e biliyoruz ..
../( h e r - h a l d e- ben d e- KIZ-kardeşimi,,
kendi- içimde- yarattım- emek- verip,,
kendimi- ona- d a- dönüştürmeyi-öğrenerek d e.. .. ) ..
,,
,,
/( ,, o gün bu gündür, KiTAP- DEĞiL-,,
ancak, " C Ü M L E - O K U Y A B i L i r ,,
birisi, O L D U M .. ) ..
,,..
/( herkesin- E N- Büyük- K i T A B ' ı n- - okuyucusu,,
/( v e y a- ONUN- yerine- tüm-Kitapları
okumaya kalkışanlar- d a n ,, )
.. olmasının- gereğinin- tartışıldığı,
b u, , g ü n l e r d e , d e.. ) ..
..
Friedrich Nietzsche
Çektiğim acıya bir ad taktım;
“Köpeğim” diyorum ona…
O da herhangi bir köpek gibi sadık,
sıkıcı, arsız ve… Oyalayıcı ve akıllı…
Zorba tavırlarla onu oyalayabiliyor,
onu azarlayabiliyor, öfkemi ondan alabiliyorum.
Başkalarının kendi köpeklerine,
uşaklarına, karılarına yaptığı gibi…
(Nietzsche)

















T H E- M A N- W H O- SOLD- T H E- WORLD ..
,,
,,
D a v i D- B O W i E , nin,,
otobiyografisinde, sonradan- STARDUST-adlı- bir-
UZAYLIYA,, /( MARSLIYA ), dönüşmesi,
bir yana ,,
,,
" ÜNiSEX- b i r- KişiliĞi, giyinişi,,
/(h e m- D i ş i- H e m- E r k e k .. )
O N U N- S O S Y A L i S T,, y a n ı n ı- serimler ..
,,
,,
YERYÜZÜNÜ- satan Adam, demiyor..
/(t h e man who sold the EARTH )..
D Ü N Y A Y I- satan-Adam, diyor ..
/(the man who sold the world .. )
,,
,,
B U- Ş A R K I ,,
KAPiTALiST- T O P L U M- VE - onların-
- ROBOTiK- - D Ü N Y A sından -' dan,
kaçan- b i r- Y E R Y Ü Z Ü L Ü N ÜN,,
,, yaşadığı-
,,
i k i l e m e , ve , , d e-
- H a l i s ü n a s y o n a-
,,t e m e l e l e n i r ..
,,
..
" Ç i F T- KiŞiLiKLi " - olmayı seçen,,
,, K i Ş i, ,, h e m-
B U- KAPiTALiST - D Ü N Y A ' y a,,
h e m d e - - " YER Y Ü Z Ü N E ", tutunacaktır ,,
b u,,
Ç i F T- KiŞiLiKLi L i ğiyle ..
,,
,,
n o t .:
bu şarkıda da,
B U- SOSYALiST- UZAYLI,, i l e- bir Barda karşılaşır- D A V i D ,,
,,merdivenlerden ÜST-KATA çıkarlar, v e- orada,,
D a v i d - BU-SOSYALiST- A Y N A D A,,
,,k e n d i s i n i- G Ö R Ü R-,
V E d e,
i ç- hesaplaşmalarına, v e ,,i T i R A F L A R I N A - başlar ..
,,
bu sosyalist- TANRI, y ı, D A V i D ,, -
hiç Tanımadığı- h a l d e,,
,BU SOSYALiST- O N A,,
,, onun, arkadaşı- olduğunu- söylemektedir ,,
o n a- yardım e d e c e k t i r.. ..
/( O N A- d a- YARDIM, edilecektir ,,
t ü m- YARIKLILARA- YARDIM- edileceği, gibi .. )
..
..
şaşkınlığa düşen- DAViD,, ONU-TANIMADIĞINI- söyleyip,,
o n u n- yanından uzaklaşır,,
,,
/( ANCAK- ONDAN AYRILMADAN,
H E R- NASILSA, O N U N LK A ,
E L- SIKIŞMIŞTIR .. ) ..
,,
,,a n c a k,,
sonrasında, SOSYALiZMi
- SÜRREAL- OLARAK, T A N R I L A Ş T I R M A Y I,
s e ç e c e k t i r,
/( bu bilinç-altına yerleşmiş-
YERYÜZÜNÜN- SOSYALiST- T A N R I S I,
E L i- ile .. )
,,
a s ı l- S a v u n u c u s u ,, /(GLAM-ROCK' ı n- K R A L I ),
o l a c a k t ı r ..
,, ..
..
..,b i r- " Y E R Y Ü Z Ü- insanı- " ,, olduğuna ,,
K A R A R - _ V E R - E R E k ..
/( sonradan- Bürüneceği- karekter-
- MARSLI-ZiGGY- STARDUST- d a-
,, " MARS- Y E R i N i N- YER Y Ü Z Ü , lüsüdür " .. ) , ,,
,,Y E N i- bir tür- /( GLAM- ROCK ),,
a s ı l- S a v u n u c u s u ,,
o l u r ..
/( i D E O L O J i-sini,
kendisi- yaratanlar- sanatçılar- olurlar .. )
,,
..
,, /(GLAM-ROCK' ı n- K R A L I ),
o l a c a k t ı r ..
..
..
..
..
n o t : D a v i d i n- dehası, her, iki- tarafı d a,
birlikte ilerletebilmiş- olmasındadır ..
/( hem-YERYÜZÜ- hem d e- DÜNYA-insanı-olabilmiştir .. )
,,
,,
Felsefeci- arkadaşım- Yıldırım- Arıcı, dan, bana, geçen- bu- 45-lik-
/(the man-who sold the world ),,
,, b e n i m- tamamen- YERYÜZÜLÜ, olma- E Y L E M L e r i m i,,
i y i c e- belirginleştirmiş, v e,,
b e n i m,,
" D Ü N Y A Y I- V E ,,
BEYNiMi- B i L E-
S A T A N- A D A M- olarak- bilinmeme,,
ö n c ü l ü k-
etmiştir ..
,,
,,
/( HAKiKi- SOSYALiST- ,, T A N R I L a ş t ı r a c a k s a ,,
V u c u d u n u ,, ,,
,, BEYNiNi- B i L E- satabilmelidir ..
/( V E - özellikle- d e- ilk- gelene- satıp- kurtulmalıdır,
b e y n i n d e n .. ) ..
,,
s a d e c e - VUCUT- y e t e r l i d i r ,,
,, d e m e k k k i, B E Y N İ N İ- DIŞLAYABiLirsin,
" VUCUDUNU- Ç O K- V E- - Ç E Ş i T L i- " ,, -kullanarak,
/( Çeşitli- VUCUT yeteneklerine,
yönelerek,, müzik-resim-yazı- dans- v.b. ..
ki, bunlar- 7 .sanata kadar, giderler .. )
..
..
sanat da- sadece VUCUDUN- /(Beyinsizce) ,, yapacakları, i l e,
YERYÜZÜNE- ÇIKMALI- i K E N ,,
/( D Ü N Y A ' y a, d e ğ i L , d e .. )
..
..
..
..
n o t :
DAViD- bir KIZ- meselesi- nedeniyle, 14 yaşında,,
,, gözüne- yumruk yiyip- g ö z - AMELİYATI- sonrasında,
bir gözünün görmesinin % 90 ını- kaybedince ,,
/( Y E R E- YERYÜZÜNE- i n e r- yaklaşır,,
t e k- göz- görüsü , i l e,, )
,,
,, N E D E N S E- K I Z- olmaya ,,
karar verir, v e- saçlarını uzatıp,,
kadın elbiseleri, giymeye, başlar ..
,,
..
sonraları- b u- ideolojik-tutumunu,
UNi-SEX- ,, i n s a n-
/( u z a y l ı- s p i r i t- insan- ),
olmaya,,
e v r i l t e c e k - k e n ,,
é " Z i g g y- STURDUST - KAREKTERiNDE .. ) ..
,,
,,
,,
..
,,S O N U Ç :
D A V i D- varken,
Y E R Y Ü Z Ü N D E- DAHA- D E R i N L E R E ,,
SOSYALiZM- MADENLERiNE,,
çalışmaya-V E - S A F K A N- - i Ş Ç i- OLMAYA- -adanabilirdir,
h e r- hayat ..
,,
V E - i N S A N,
d a..
..
..
/( HELE- K i- ,, N i E T Z C H E- d e,
V A R- O L D U,,
i s E .. ) ..
..
..
One of the best Bowie songs. Hope you like it and enjoy it ;) By Pek1227
YOUTUBE.COM









Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
5 saat
,,insanların , YAN-YANA-GELiP-
bulundukları MEKANLARA-
-B U N D A N, birer- T A N E - K O Y ,,
,,
,, sadece BU- H a r e k e t l e r i, Y Ü Z L E R i N E,,
yaptırtmak-için,
konuşup- duranlara,,
g e r e k,
kalmasın ..
..
/( TABii- konuşan değil - mesele-sadece,,
böyle -konuşmalarda - bu- hareketleri, görmeyi,
TALEP- E D E N,,
D i n l e y i c i l e r e ..N E - - d e MELi .. )
,,
" i Ç- İÇELEŞMEK " - ihtiyacında - o l a n l a r ,,
,, " g ö z - kaş- A Ğ I Z " , açılma- aralanma- - hareketleri,
ile, i n s a n- KAPILARINDAN,
insanın, içine,
s ü r e k l i-
gireceklerdir ,, b ö y l e c e ..
ONDAN- SONRA- ben- s e n i n- d e-içindeyim- muhabbeti ..
k i m l e- k o n u ş s a n-
,, " BEN-SENiN-DE- iÇiNDEYiM " ,,
g i z i l- t o p l u m c u l u ğ u .. )
http://songmeanings.com/songs/view/42516/ ,,
https://www.youtube.com/watch?v=lAy7XYBQwc4
..
,,
TABiiKi- ANLAMLI-
konuşacakları,,
,, " O R A D A BULUNAN-
B U- GiF-PORN-MAKiNASI ",, ,,
,,
/( B U- - HAREKETLi- YÜZ- - ENGELLEMEZ ) ,,
z a t e n ,
onların " S Ö Z L E R İ- KIMILDAR " ,,
,, " Y Ü Z L E R i- D E Ğ i L " :: ..
..





,, " B A T I- G E L E N E Ğ i ,, " ,,
" B i L G i S A Y A R- ÇAĞINDAN- sonra ",,
,,/(/eğer-bilgisayarlara birşey olursa,,
ki, olur .. )
" T E K N O - - T A Ş- D E V R i- " ,,
Ç A Ğ I N A,
hazırlanmakta ..
,,
/(endüstri- Ç A Ğ I-
V E- ENDÜSTRi- T O P L U M L A R I ,,
- " Y E N i- -TAŞ- DEVRiNiN " ,
,, ,, - I V I R- ZIVIRLARINI, ,,
,, v a r- edebilmek-için,,
kuruldu-bir kurum olarak- dünyada ..
,,
..
/( ADAM- Batılı- , ı v ı r zıvırla,
ilkel- -Bilgisayar -Müzik-Programının , yaptığı
işi- yapıyor ..)
,,
,,
,,n o t :
,,/(
/( Tarih- sinüs-eğrisi gibi, bir aşağı bir yukarı,,
bir v a r -eder- bir- yıkar,,
yolunu izler ..
..sanat tarihi de, öyle
/(Heinrich Wölfflin – Sanat Tarihinin Temel Kavramları )...
/(bir Barok-bir-Klasik-dönem- gelir- sanatta ..özde..)
,,/),,
0:14/6:05
37.299 Görüntüleme
artFido - fetching art yeni bir video ekledi.
27 Kasım
Graham Dunning - Artist’s Mechanical Techno Demonstration is exactly what it sounds like! Dunning demonstrates his incredible hand-made method for making techno music: layering locked records, analogue synths, even mechanically triggered percussion.
www.artFido.com/popular-art


















,," S A K A- KUŞU ", S E N - F O N i S i,,
V E ,, ORKESTRASI; B Ö Y L E ,,
,,t a s a r ı m l a n ı l ı r ..
..
..
n o t .:
.. " ,, t e l g r a f ı n - TELLERiNE- K U Ş L A R- M I- k o n a r ,, " ,,
M A K A M I N D A ..
..
..
1:00/1:00
647.659 Görüntüleme
artFido - fetching art yeni bir video ekledi.
25 Kasım
Bird playing guitars installation by visual artist and musician Céleste Boursier-Mougenotat Musée des Beaux-Arts de Montréal
www.artFido.com/popular-art











Murat Oktay DanisCute Babies'in videosunu paylaştı.
32 dk.
,,çocuğun g ö z l e r i n i n- içine,
- ,, " M A V i- MERMER- BONCUK- ", kaçmış ..
,,
onunla da yaşamayı öğreneceğiz,
NELER- L E- birlikte olmayı,,
ö ğ r e n m e d i k- k i ..
..


00:00

















Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
1 saat
,," K U R U- KAFALAR- D A-
- i Y i C E - KURUDUKLARINDA ",,
,,
" Y A Ş- OLAN- K U R U- KAFALARCA ",
yenilenilmelidirler.. 
..
♤HML♤






















Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
1 saat
,, " A D A M- M I " , " N O K T A ' LARDAN ",
yapılmış,
N O K T A L A R - MI- A D A M D A N ..
,,
,,
b u- YOLUN- S O N U,,
" h e r Ş E Y- ALLAHTIR- ' A " ,, , m ı,,
ç ı k a r ..
Y O K S A,,
,, " H E R Ş E Y- A D A M dır ' a , " ,, m ı ..
..
























..
,,D E M E K- K i- b e n- YILLARDIR-,,
K E N D i M E - V E- çevreme,,
e ş i t l i k ç i,
V E- D E ,,
KOMiNiSTiM ..
/( sanatçı kendini rejimini üretir kendisine .. )
,,
,,
,,/( sanatçı için zaten-tek-rejim- ,,kendi- kendisine,,
kominist olmasıdır .. .. başkalarına-
- komÜnizm- uygulamaya kalkmadan .. )
,,
i d e o l o j i k- Formatta değil fakat,
eşitlik- formatında ..
i n s a n l a r ı- ,,mecburiyetlerle- zorlamayın,
en iyi, yaptıkları işi, en-iyi-şekilde,
yapabilecekleri- şart v e koşulları,
oluşturup- düşünemeyeceğiniz kadar çok, çalışırlar,
f i k r i n d e y i m ..
,,
ürettiklerini- satarak- s e r v e t edinmelerinin d e,
önünü- tıkamayacaksınız .. D ü n y a y ı- zenginleştiren,,
dünyalı- ürünler, üreten- çalışkan- insanlar ..
,,
M E C B U R i Y E T L E R ,,
bir yere kadar d a,, ,, - VAZiFELER ,,
T Ü M- K Ö T Ü L Ü K L R i N-
,,
h e m ANASI- h e m d e- BABASIDIRLAR ..
,,
.
.
.
.
İnsanlar devletten o kadar para alsa, artık çalışır mı? Özellikle İsviçre’de bu soru soruluyor. Bu soruya evet diyenlerin tezleri hiç de yabana atılır gibi değil. İsveç, “Yaşamak için çalışmaktansa, yaşamak için devletin para verdiği ancak anlamlı iş yapmak için çalışmanın olduğu bir düzene geçmeyi” tartışıyor.
Ancak, daha genel ve daha ciddi bir soruyu sormamız gerekiyor: Niçin çalışırız? Bizim dünya görüşümüzün temel sorularından biri olan bu soruya herhalde şöyle cevap veriyorduk değil mi? “Özgürlüğümüzü, boş zamanımızı, kendimize ait olan zamanı satın almak için çalışırız!” Finlandiya’daki değil ama İsviçre’deki tartışma biraz bu soru çerçevesinde yürüyor gibi. Ne Finlandiya ne de başka ülkeler bu sorudan kaçamayacak.

Evet, bu iki ülkeye en geç gelecek kış komünizm gelmiş olacak. İsviçre ve Finlandiya, önümüzdeki yıl ülkede yaşayan herkese
WWW.BİRGUN.NET





























Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
2 saat
,, biraz daha uğraşırlarsa, d e d e y i, d e,
yeniden, er eksiyona, - ulaştıracaklar ..
,, ..
,,n e kadar üretebilmeye adanmış- ,,
s ü p e r- bir- T o p l u m- olmuşlar ..
,, s ü r e k l i- e r e k ' t e,,
h e r biri ..
,,
" E R E C E K L E R i- bir N O K T A , d a,
hep-var- TOPLUMSAL- YAPILANMALARINDA ..
,,
,T O P L U M U N- herkese, verebileceği,
birşey- v a r- ediliyor,
m ü k e m m e l - K a p i t a l i s t- Toplumlarda..
..
























.. S P O R C U N U N - - S A L O N L A R A- - D A V E T - E D i L E N i- olmak- Ş A H A N E- - olmalı ../( herkesi- S E S i N- -V E- - notanın- MAÇ-OYUNUNA- - B E S T E Y E - ,,,, - -,, k at a b i l e ni .. T E K- BAŞINA ,, .. )..
,,
/( " O Y U N- KURUCU " ,, - olabilmek .. ) ..
..
Gulsin OnayHalil Bolayırlı ile Alsancak Sevgi Yolu'da.
22 saatİzmir
Güzel İzmir'den sevgiler..
Konsere üç saat kaldı..












Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
2 saat
,,o s c a r- almak-i ç i n,,
gecesini gündüzüne katmış,,
,, -kendi Kendisinin içine kendisini,,
yüzlerce kez - yerleştirip- doldurmuş- ,
birisine,,
,,
o s c a r ı n- nerde, diye sorarsa,,
" O S C A R " - A D L I- K i Ş i,,
,,sonra da heykel-gibi- Durup,
" OSCAR-HEYKELCiĞi ", taklidi- yaparsa,,
,,
,,
O S C A R I N, B E Y N i N D E,,
K E N D i S i N E - bir- Y E R-
açmanın- tam- sırasıdır ..
,,
,,
/( B A R D A K- ŞEFFAF- olması nedeni, i l e,,
içi-b o ş- ,, MEKAN ,, -Y E R- , içerir,
OSKARIN- BEYNiNDE- DE-CAPRiOYU,
düşünebilmesi, i ç i n ..
,,
tabii, O N U- OSKARIN-BEYNiNiN,
,i ç i n e, sokmadan ,,
h e m e n- önce- parçalayıp-
K A T I- C A M- kılıfını,
dışında - - tutabilmeniz, gerekir,
B E Y N İ N ..
N O T :
,,
/( demekki- LEONARDO- O S K A R - AMCANIN,
B E Y N i N i N- i l l e g a l- gaspçılarca, çoktan,
doldurulmuş- olmasından şikayetçi..
,, y a n i- Haksız- Rekabetten .. ) ..
,,O S K A R- AMCANIN,
AKLINA - b i l e- gelemiyor
L E O N A R D O, değil, k i,
d ü ş ü n c e s i n e- yerleşsin .. )
,,..
/( düşüncelerini- insan beyinlerine,,
başarı ile yerleştirenler, oldukça,,
HAKSIZ- REKABET- d e- olacakken .. ) ..
.. tabii, O N U- OSKARIN-BEYNiNiN,
,i ç i n e, sokmadan ,,
h e m e n- önce- parçalayıp-
K A T I- C A M- kılıfını,
dışında - - tutabilmeniz, gerekir,
B E Y N İ N ..
..
..
n o t :
L e o n a r d o, aslında Oskar- bunları
söylemeden hemen- - ö n c e,,
KENDi- BEYNiNDE, nasıl- BOŞ- bir Y E R-
oluşturabileceğini, d ü ş ü n ü y o r d u ..
,,
b a k t ı- ki- ADAM- D A;
DIŞARI- EŞYA- BOŞALTIYOR,,
/( senin- oskarın nerede diyerekten ) ,,
,,onun bu sıkışıklık- sorununu d a,
onun adına, çözüyor ..
/( çünkü adam- hayattaki-yönelimleri, i l e,
" B O Ş - KAFALI- ", bir adam- olabilmeyi,
başarabilmiş- olmalı idi,
ç o k t a n .. ),,
,,
A D A M ,,
L e o n a r d o y a- beynindeki- boşlukları, sunacakken,,
onun -Leonardonun- ,, kafasına,
,, bir Ş E Y- DAHA- SOKMAYI- DENiYOR ..
..
sıkıntılı birine - niye canın, sıkkın,
bana biraz boşalktsana,,
içine - dolmuş- olanları diye,,
t e k l i f- verirsin, s a d e c e,
halbuk i..
..
n o t : Leonardo o -k ü ç ü k- ,,çocuk- kafasının içine,
binlerce şeyi- doldurabilmeye, uğraşırken,,
O KOCA- K A F A- ADAM,
,,bir -şey daha,, /( hem de- en-büyük-sorunu ),,
o çocuğun kafasına , kulağından sokarsa,,
L e o n a r d o n u n , tepkisi, şahane .
..
.. B A B A M- OLSA- BAKMAM-
E Y L E M i- y a p a c a ğ ı m ı n,,
,,K i M- olduğuna ..
..




























Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
3 saat
,,U S A ' L I,, b i r - J A P O N,,
AVUSTRALYAYA- G i d e r s e ..
,,
,, " BUMERANG " - a - yakalanacaktır ..
..
-karma-
Autunna




















Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
16 dk.
,, b u- M A Y M U N L A R,,
,, K O V B O Y- FiLMLERiNi,
O R M A N D A,,
nereden,
bulup,
izlemişler,,
,,
,,
K O V B O Y C U L U K-T Ü M- DÜNYA- GENLERiNE,
i n d i- her halde, sonunda,
s ü p e r- U S A ,,
e y l em c i l k l e r i,
i l e..
,,
/( DÜNYA- U S A ' lılaştı , t ü m d e n,,
,,D ü n y a y ı- bu- kadar ç o k-
isterlerse,
olacağı b u-değil, m i , i d i .. )
..
Gif of the day grin ifade simgesi Nik



























,, " A H M E D 'E- K I Y I L I R- M I " ,,
Ş i M D i ,,.. ?,,
,,
,,
" K I Y- A H M E D E ",,
b e n, D E- " K I Y A M E T ' i, "
ç ağ ı r a y ı m...
,,
DiNE- M A L- EDiLMiŞTiR , K I Y A M E T ..
,, KIYAMET- ,, = ,, y e n i d e n- YAPILANMA ,,
TOPLUMLAR- ÇAĞININ,
özüne - d e- - yerleştirilir ..
,,
,,
,,SEVGi- D i N i N- - - TEMELi- iken,,
s e v g i- V E- - D i N L e r- Çağında,
nasıl olur d a , " A Ş K ' A " ,,
,, " Ö T E - T A R A F - A Ş K I N A ", izin d e,
verilir ..
/( halbuki- sevgiler- öte tarafa geçtiklerinde, Cenneti,
var edecekler, ya da , C E N N E T T E- yaşayacaklarken .. .. ) ..
,,
,,
..
..T O P L U M C U L U K- A Ş K A- izin- verir ,,
M U T L A K - TOPLUM- MEKANLARI, zaten,,
M A D D E - M E K A N I- içinde ,,
Madde- makinaları- ile- benzeşimli- R O B O T,,iNSANLARCA-,
kurulmayacak- m ı d ı r ..
,,
,,
A L D AT M A- i L K i N, ,,
S E V G i Y i- D i N i- - CENNETi- - aldatmaktır ..
,,
,,
a n c a k- T O P L U M_
,, /(MEKANiK-ROBOTlAŞTIRICI- -SiSTEMiYLE- ),,
, z a t e n, ,, " D i N S E L- DOĞAL- TANRISAL- CENNETSEL ",,
yaşayan- - herşeye- K A R Ş I-
,, bir DOĞAYI- aldatma- MiMARiSi n e-
temellenmez, M İ,
M A D D E Y E- v e- TEKNOLOJiSiNi- DĞAYA- DOĞAL- OLANA,,
giyindirmeye- kalkışmaya- ,
ö y k ü ' n e r ek ..
,
,,
T O P L U M S A L- MAKiNASI-
,, R O B O T L U Ğ U -,, YÜKSEK,, OTURAKLI,,
B i R- ADAMA- " A Ş I K- OLMA ", eğilimlidir,
genelde- genç- KIZLAR,,
V E- ,,- K A D I N L A R ..
,,
BUNUN- NEDENi- ŞUDUR ..
,, TOPLUMCU-ROBOT-MAKiNA- E R K E K,,
M A D D E ,, ,,v e- TEKNOLOJiSiNi,
getirecekken,,
K A D I N- D A - , t ü m- TANRISAL- Ç I P L A K L I Ğ I,
i l e,,
T Ü M_ D O Ğ A L- olanı- t e m s i l,
edecektir, B U- ERKEĞiN,
T O P L U M U N D A ..
/( MADDE- V E- TEKNOLOJi- V E,
ROBOTLAR- TOPLUMUNDA .. ) ..
,,
M Ü K E M M E L- izdivaç,,
bir K A D I N, için, ,,
M Ü K E M M E L- ROBOT- VE- MEKiNASI- KURULMUŞ,,
yerli yerine- T O P L U M D A- YERiNi- bulmuş- VE - -oluşturmuş,,
bir TOPLUM-E R K E Ğ i- bulabilmek iledir ..
,,
,,
B Ö Y L E L i K L E,,
TOPLUMLU- - MADDESEL- ERKEK, MAKiNA- - V E ,,
CENNETSEL- HÜCRESEL- K A D I N,,
,, MADDE- V E - - BiYOLOJi,
birlikteliğini,
oluştururlar, V E ,,
YARDIMLAŞIRLAR, h e r, ikisi d e,
kendi-yönlerinde- ilerleyeceklerken ..
/( ZATEN- insan- d a- MADDE-ATOMLARI- v e,,
Biyoloji- hücrelerinin, mükemmel- uyumu-ile,
yükselip d e- yücelmez, m i .. ) ..
,,
,,
__________________________________________________
,,b ö y l e- MÜKEMMEL- izdivaçlarında,
TOPLUMUN, ,,
,,
E Ğ E R- ERKEĞiN- TOPLUM; V E
,, - KADININ- CENNET- HAYALLERi,
paralel,,
sürdürülebiliniyorsa,,
,, A L D AT M AL A R A,, ,, gerek- kalmaz ..
../( zaten- aldatma-LEGAL-olarak- tesis- edilmişken
,, " MÜKEMMEL- iZDiVAÇLARDA " .. .. )
,,
/( bunu- derken,
asıl- aldatma-içermeyen- evliliklerin,,
,,ikiside- - aynı-tarafta-olan- eşlerce- yapılmış, olmaları,,
,, d u r u m u- d a, olası i k e n .. ,, ) ,,
,, ,, yani- iki- makina ,, ve iki- sosyalistin,
evliliklerinde aldatma-* B U L U N M A Z,
ancak ..
iki- hakikaten- tam-şehirli,,
v e , iki- hakiki- K ö y l ü nün , EVLiLiKLERİ,,
,, ALDATMA- içermezler .. ) .. ) ,,
,,
MÜKEMMEL- iZDiVAÇLARDA,,
T O P L U M_ VE- EVLiLiKLER, sürekli,,
s e n k r o n i z e- edilmeli,
, V E ,, maniple- de- edilmelidir ..
,,
,,mükemmel- -paralellikler, mükemmelen,
yakınlaştırılabiliniyorsa,, ,, E Ş L E R , V E,,
,, MÜKEMMEL- TOPLUM- DÜZ>ENi- sayesinde,,
,, TOPLUMUN- DiNLE- maniplasyonu,
sayesinde,,
,, D i N- TABANLI- TOPLUMLAŞMALARA,
ö r n e k- teşkil- ederler ..
/( U S A , Toplumu- epeyce bir- böyledir ..
N O E L- d e- bu-Toplumlarda,
,, asıl- Dinin- TOPLUMUN- içine- yerleştirildiği,,
,, d ö n e m l e r d i r ..) ..
_________________________________________________
,,B E N i M- L U G A T I M D A ,,
,,
SOSYALiST- KOMiN- - K Ö Y- S i S T E M i,
v e, TAM- iKiLi- MEKANiK- ŞEHiRLi- U Y U M U ,,
, i k i- ayrı- M O D E L,
olarak,
tutarlıdır ..
,,
,,
sanat, i ş i n e- girdiğim- -için,
aslında, sosyalist- bir- KADINLA- DAĞDA-
bir- KULUBE- yapıp,,
D A Ğ D A- yalnız, yaşayabilme, KOMiNiZMi n e,,
hazır, bir, i Ş Ç i Y i M D İ r ..
P E K i, ,, böyle- bir KADINI,,
/( sosyalist- KADINI ),,
bulursam, ,, h e m e n,
onunla dağa, ç ı k a b i l i r, miyim ..
/( B U N U N- CEVABI- E V E T- yapabilişrim- OLMALIDIR ,,
V E- Ö Y L E D i R .. ) ..
,, .. /( P E K i- B U ,,
herhangi, b i r- ALDATMA- içerir , m i..
hayır- D A Ğ D A- YALNIZLIKTA- SADE- V E
YALIN, V E- Biricik- olarak,
biribirine- EKLEMLENEBiLMEK,,
olacağı, i ç i n- ,, ALDATMAYI- h i Ç- - içermez .. )
,,
,,
D i Ğ E R- taraftan,,
,, YÖNÜNÜZÜ- TAMAMEN- TOPLUMLARA, V E,
TOPLUMLAŞMALARA,,
ç e v i r e c e k s e n i z,,
,, O Z A M A N- D A ,,
i L K i N- T O P LU M S A L- bir- D Â V Â, nız,
olmalıdır ..
,,/( CENNET- D Â V Â S I, gibi, SEVGi- DinC İ L E R İ, nin .. ) ..
,,
K A D I N I- ,, B U- KEZ- TAMAMEN- DÂ V Â,,
arkadaşı- olarak- seçeceksiniz,,
C E N N E Ti N- H U R i S i,
olarak-
d eğ i l- d e ..
,,
,,D Â V Â, için, herşeyini, B E D A V A,, VERECEK,
,b i r- KADININZ, olacaksa ,,
o r a d a - d a ,,
G Ü N A H- V E - ALDATMA- olmaz ..
,,
..
ç ü n k ü- orada- cinsel- ilişkide-
TANRININ- VA-G i N A S I-nın T i C A R E T i- DEĞiL- değil,,
AYNI- - M A K i N A N I N ,
E Ş_ P A R Ç A L A R I, ,,
M A K i N A N I N- TÜMÜ- A D I N A ,,
,,hareket- e d e c e k l e r, V E ,,
i y i c e - TOPLUMUN_ V E- MAKiNALARIN, YANLARINA,
i l e r l e y e - b i l i p ,,
,,
T A N R I- ürünlerinin- T i c a r e t i n i n,
yapıldıkları,, y e r l e r d e n,,
uzaklaşılabilinmiş- O L U N A C A K T I R ..
,,
,,_________________________________________________
N O T :,,
benim hayatıma- bakılınca,,
,,
b e n, özde- " mükemmel- VE- ÇEŞiTLENMiŞ- MAKiNA ",
olmaklığımla ,, b e l i r g i n, v e,,
Ç O K L U- bir TOPLUMCUYUM, i L K i N ..
,,
,,
v e - fakat- - sanat-için- içimde, " D i Ş i,, VUCUTLANMA " , d a,
üretip- yaşattığım, için,,
eşimin, D i Ş i,, yanını- - biraz- boşa -çıkartmış- olurum ..
,, ..
/( ZATEN- CENNETi- D E- SANATIMDA- OLUŞTURMAKLA,,
D i N L E R i N- Ç I P L A K- TUTULMASI, gereken,,
,, C E N N E T L E R i N E- - d e,
alternatif- oluşturarak ,,
,,KADINLARIN- SarıLdıkları - - D i N- - CUMHURiYETLERiNE, d e,,
,, D A R B E- indirmiş- olmaktayım ..
..
..
E Ş i M- ,
E Ş- ZAMANLI- - hem- TOPLUMCU-
- ,, hem- CENNET-SOSYALiSTi,
gibi, oynarken,,,,
babasının- etekleri- arasına- saklanıp- d a ..
/( BABASI- üzrinden- TANRICILIK- oynarken.. )..
,,
/( K i- BENiM- sanatta- TAPINIP_ onun- ELiNE,
ürettirdiğim- sanatım, ,,
s e k ü l e r k e n ,,
ç ü n k ü-
sanatın- içine- kilitlerim- BU- TANRIYI,
v e- d e- ,
E L i N i ,, ..
kendi, içimden, Ayırıp- d a.. ) ..
,,
,,
..
g e l -d e s e m,,
N E- SAF-DAĞ-SOSYALiZMiNE - ÇIKAR- BENiMLE,,
N E- D E- ONUN- TOPLUM- TASARRUFUNDAKi,
/(- B i Y O L O J i K - - G E N- GENETiĞiNE- TEMELLi-
,, ERKEK-VE -TOPLUM,
MOBiLYALARI .. )
..
" M Ü K E M M E L- ERKEĞiYiM- b e n- onun .. " ..
/( NE- d e-O benim- Mükemmel- TOPLUM- MAKiNASI-* E Ş i M .. )
,,
,, b ö y l e- bakılınca,,
,, onunla- 30 senelik- Evliliğim,
- benim, sosyalist -sanat- yapılanmalarımı,
ürettiğim, " köy-sosyalizmi- -" , dönemim, olarak,,
yaşandı b e n i m- tarafımdan ..
,, d e m e l i y i m ..
,,
,,
,,
,,tabii- eşim- - b e n- köy-sosyalizmi, v e,
sanat- kominizmi- i l e, ,, çok- zaman- kaybederken,,
T O P L U M C U- yapılanmalarına, yöneldi ..
,,
/( b e n- aynı- şeyi, yapsa, idim,
kesin- - TOPLUM- tarafına- geçer,,
TOPLUM-MAKiNAMIN- EŞ- MAKiNA- PARÇASINI,
TOPLUMDAN, TALEP, e d i p,,
/( MAKiNA-TÜMLÜĞÜMÜ- Oluştururdum .. ) ..
,,E V D E K i, evliliğimi,
işime- taşırdım ..
/( TOPLUMSAL- MAKiNA-EŞİMİ- V A R,
ederdim, O N U- TOPLUMDAN,
d e v ş i r i p, -bulup- d a,, .. ) ..
,,
,,
..
Ş i M D i- EŞiM--,,
K E N D i- " CENNET- CUMHURiYETiNE- ", V E
BABASININ- iCAZETiNE- S A D I K- KALDIĞI, i ç i n,,
/( i Ş- YERLERiNDE,
b e n i, başka erkeklerle,
aldatmadığı, i ç i n,
,, -babasına- borçlu- m u- olmalıyım- .. ) ,,
,,
,,, b e n , onun,ü KÖYLÜ- CUMHURiYETiNiN,,
" K Ö Y D E- KENDiSiNi- unutmuş-,,
sanatın, D E L i S i- adledilmiş,,
,, K Ö Y- KAPATMASI,
m ı,
olmayı- kabul-
e t m e l i y i m ..
/( YAŞLILIĞINDA, BABASINI, KÖYÜNDE,
o n u bekleyen ,,
BABASININ- KÖYÜNE-
, V E- BABASINA- - SIĞINMIŞ,
b i r i .. ) ..
,,_____________________________________________________
______________________________________________________
,,
,, E Ğ E R_ -
T O P L U M S A L- B i r- " D Â V Â , " ,,
,i ç i n- çalıştı , i s e n i z,,
,,
,,a y n ı-
ZAMANDA,,
/( A Y N A- ZAMANDA ),,
/( Köy-sanat-sosyalisti- e z i c i- i ş ç i li ği, n i,,
yaparken- ASLINDA ,,orada gizlenen, bir,
T O P L U M-- MiMARI- oldu- i s e n ,,
benden- bahsediyorum ..
) ..
,,
,,
s i Z i N- -
V A R- EDiLMiŞ- -
" T O P L U M S A L- D Â V Â ' n ı z ı,
A Y N E N- - KABUL- e d i p,,
,,
sizin- Makinanızla, TAMAMEN, birleşebilecek,,
/( B U- TOPLUMSAL- i D E O L O J i Y E ,,
E Ş L i K- EDEBiLECEK- ,,) ,,
bir- K A D I N, , EDiNME- HAKKINIZI,,
z a t e n, EŞiNiZiN,,
bunca s e n e- ,, TOPLUM, içinde, BABASININ,
D Â V Â sını- sürdürmüş,
olmasından,
alabilirsiniz ..
..
..
..
..
___________________________________________________
n o t :
DÜNYADA- D A - DiN-L E R- YÜZEYE- TAŞINIP,
D i N- Savaşları, i l e,
D i N- ÇAĞI- N I - _ - SONLANDIRMAYA,,
,,yönelinirken,,
,,
K A P i T A L i S T- i D E A L_ i L K E L_ - T O P L U M U N,
i M A R I N D A,,
bir M i M A R - olarak- y e r - TUTACAKSAM,,
" K I Y A M E T - G Ü N Ü nü ",
g e ç i p,
kendi- TOPLUMSAL- MAKiNA- EŞiMi, d e,,
,,
E - D i N - M E L iy i M,
B U- arada ,,
,,H A Z I R- U S A LI, K O V B O Y L A R ,,
ATATÜRKÇÜ- A T L A R L A,,
,, D i N i N- iNEKLERiNi,
biribirilerinin, ü z e r i n e,
sürer, V E ,,
ORTALIĞI; ,, " K I Y- A H M E T E " ,,
,,
g ü n ü n e,
Ç E V i R i R L E R K E N ..
..
..
..K E N D i- KIYAMETiMDE, KENDi,
içimdeki A H M E T E- D E,,
b e n, KIYIM- yapmalı- i k e n ..
..
..
T A M A M E N- MEKANiK- TEKNOLOJiK- B A T I,
ÜLKELERiNE- YÜRÜYEBiLMEYE ..
..
..
_______________________________________________________

Unutuyorsun.. kendiliğinden oluyor.. fark etmiyorsun. Hangi hücrelerin yaşıyor, hangileri seni hayatta tutuyor.. artık hatırlamıyorsun. Hayat öyle uyuşturuyor ki seni; kimdin, neydin, senden daha ne çıkardı.. hepsini tozlu raflara kaldırıyorsun. Otomatikleşiyor hareketlerin.. otomatikleşiyor tepkile…
E-KOC.ORG|EKLEYEN: DİDEM DELİGÖNÜL

















Murat Oktay DanisGif Porn'un gönderisini paylaştı.
2 saat
,,ESPRi- E n t e r e s a n ,,
,, " S A N M AK- da- bedava değil, m i,
,,
sanata vardırılmadık-tan- s o n r a ..
,,
,,
ADAM- UZAK- G Ö L D E N, BALIK- tutuyor ,,
,,A R A D A- KADIN OLUNCA-işler- değişiyor ..
,,
,,
,,
,,
O L T A Y A, bir Y I L A N- TAKILIP- GELiYOR,
,,h e m d e, ,, " k o ş t u r a- K o ş T U R A " ..
,,
,,
,,K A D I N- ,, S A N K i- b u n u -
BEKLiYORMUŞ- g i b i ,,
,, yakalayıp fırlatıyor Y I L A N I- Ö T E Y E ..
/( E L i- i L E .. ) ..
,,
,,
ADAM- YENiDEN- g e t i r s i n- Y I L A N I,diye,,
ADAMA- TEKRAR- B A K I Y O R ..
,,
A D A M- D A B U, K E Z ,,
daha - H I Z L I- Çekiyor- Misinayı,,
k i- K A D I N-* B U , K E Z, YILANI-
T U T A M A S I N ..
/( B U- HIZLI- YILAN- KADININ-DAHA- DERiN-içine,,
K A Ç S I N ..
her iki- durumda da şikayet-edilen,,
yılanın- ortalarda- dolanması ..
sosyallikler- içinde ,, ..
Y A Y I L A N- öyle -derine saplanacak ,ki,
ancak şiddetli-se x- sporu ,ile,
çıkartılabilinecek ve kadın da ,
spor yapabilir-olup-kilo-da verecek ,,
,,Y A - D A - tamamen, a t ı l a c a k- UZAKLARA-
KADIN- BEDENiNDEN, k i,
KADIN- ,, VAj-enini, d e- E L i, bilebilsin ..
ikilemden- kurtulsun .. elini- tümleyebilerek .. )
,,
,,
,,
,,
________________________________________________
" O Y U N U N - A D I - B U " ..
Y A - D A - FOTOGRAF- R E S M E D i L i R S E :
__________________________________________
,,
R E S M i- ilk- önce D O Ğ R U,
YERLEŞTiRDiKTEN, s o n r a ,,
,, Ş İ M D İ,,
,,
b u- o l a y ı n ,
Y O R U M L A N M A larına-
geçilebilinir .. d i r ..
,,
,,
B U- RESMiN- OLMASININ,
altındaki- sosyal- siyasal,
,, e t i k- EŞiTLiK,,,
DEMOKRASi- SÜRREAL- SiMGECiLiK,,
V . B .
temel- ve taban- kavram- VE- -katmanları,
nelerdir , i n c e lenilebilinir .. ..
,,
..
_____________________________________
,,
E N- BASiT,iNi, b e n, söyleyeyim .. :
,,
,, K A D I N- ,, B U - YILANI- K e n d i,
C i n s e l- HAYATININ, somut NESNESi, N E ,
d o k u n a b i l m e- fırsatı- o l a r a k- ,,
,, olarak, alıyor ..
,,
..
/( B U- YILANI- VAR EDEN- ADAMIN- TUTMUŞ- olduğu,
balıklarken- gölden,Yıllarca ..
/(BURADA- GÖL- TOPLUMDUR ,,
../( v e - evli- kadına yıllarca,,
toplumun- diğer erkekleri, d e,
,, yerleşmişler ,,KOCASININ, içine- yerleşerek,
ilkin .. ) .. )
,,
t ü m- balıkları yutmuş olmanın, B E D E L i,,- K A D I N A -
,, " -BEDENiNDE-taşımakta olduğu- B U_ YILANSA " ,,
O N U _ içinden- fırlatıp atmayı, istiyor,,
Adamın Balıklarını getirdiği, g ö l e,
/( TOPLUMA .. )..
i A D E .. ) ..,, ) ..
,,
..
..
balıklarını yıllarca aldığınız göle- b u - k e z,
,, Y I L A N- E K L E Y E C E K S i N i Z,,
/( CENNETiN- YILANI .. ) ,,
t ü m- BALIKLARI- B U- YILAN,
O R A D A, yutabilsin, d i y e,,
/( ya da balıklar hep birlikte onu,
dışardan- y e r- bitirirler .. )
,,
- KADININ- iÇi-- - YERİ- D E Ğ İ L - B U N U N ..
V E - b u n l a r ı n ..
/( T A N R I N I N- TEMiZ- VE- ÇIPLAK- E L i dir,
V A A- JEN .. ) ..
,,
,,
,, " S a f - i n s a n- V U C U D U N A " ,,
ilerleyişte .. ,, K A D I N ..
,,
,,
A D A M, bırakırmı- T O P L U M- i Ş i- ni,,
,, " i Ş " - yapmayı,
V E -D E - O -
- O OLTAYI- E L i N D E N ..
..
..
,,
K A D I N-
- bir D E- K Ö P E Ğ i N i- ,, E -D i N MELi,,
ADAMIN- E L i N i- ISIRIP- d a ,,
DURDURABiLMEYE ..
/( KADINI- Vaj- e n i- zaten- KADININ- E L i N i N,,
d e v a m ı- i K E N_
- V E - Ö Y L E- -olacakken .. )
..
..
..
..
,,






























,,B Ü T Ü N-
" E X T R A- HAREKETLER " ,
,, HEM GÖZLERE BiR,
D A N S - olarak- u l a ş ı y or,,l a r,,
,
H E M- D E_ S E S i N ,
,, içine DOLUYOR B U
hareketler .. ..
,,
..
DANS- S A N AT I N D A N-
S E S - SANATINA,,
t r a n s f e r - V E-
EKLENMELER-
g e r ç e k l e ş m e k t e..
,,
,,
..
..
P E K- TABii- -
" P E R F O R M A N S " ,,
,,
çağdaş sanatın-
OLMAZSA- O L M A Z I ..
,,,
DELiLER- G i B i, s e r b e s t- bırakacaksınız, DANSINIZI,,
,, V E - k e n d i n i z i,,
sanat olayının- oluşumu-
i ç i n e ..
..
SANAT- NASIL- istiyorsa,
Ö Y L E- OLSUN,,
B U- PERFORMANS,,
,,
h i ç- tutmayın kasmayın, kendinizi ..
,,S A N A T T A- DELiREBiLMEK, PERFORMANSIN,
t e m e l- becerisi, i k e n ..
/( KENDiNiZi- kaybedeceksiniz,,
sanatın-içinde ,,
V E- sanatın kendisi, YOLU- bulup,,
S i Z i- ve-izleyiciyi-
ç e k i p- çıkartacak- b u- kaybolmuşluktan .. ) ..
..
n o t :
K a y b o l m a d a n,,
bulamazsınız Ç ü n k ü,
k e n d i n i zi ..



























Karakterine ve profil resmine göre hangi arabayı sürmelisin?
TR.VİAQUİZ.COM|EKLEYEN: MURAT